404 Not Found

404

Not Found

The resource requested could not be found on this server!


Proudly powered by LiteSpeed Web Server

Please be advised that LiteSpeed Technologies Inc. is not a web hosting company and, as such, has no control over content found on this site.

Namazda okunacak güzel bir dua


Şeddad İbnu Evs radıyallâhu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam namazda şu duayı okumamızı öğretiyordu:

“Allah’ım! Senden işte (dinde) sebat etmeyi, doğruluğa da azmetmeyi istiyorum. Keza nimetine şükretmeyi, sana güzel ibadette bulunmayı taleb ediyor, doğruyu konuşan bir dil, eğriliklerden uzak bir kalb diliyorum. AIIah’ım, senin bildiğin her çeşit şerden sana sığınıyorum, bilmekte olduğun bütün hayırları senden istiyorum, bildiğin günahlarımdan sana istiğfàr ediyorum!”

Tirmizi, Daavât 22, (3404); Nesâi, Sehv 61.

Haziran 4th, 2017

Çocuğunuzu güvence altına almak için telefon takip programı kullanın


Çocuğunuzu güvence altına almak için telefon takip programı kullanın

Çocuğunuz, o an nerede, kimlerle konuşuyor diye merak ediyorsanız, tam size göre bir program biliyorum. mSpy telefon takip yazılımı sayesinde, çocuğunuzu adım adım izleme şansı bulabileceksiniz.

Başkasının telefonuna sızma programı olan mSpy ile birlikte; fotoğraf ve video takibi yapma, sms takibinde bulunma, yer tespiti gerçekleştirme, WhatsApp ile Skype görüşmelerini inceleme şansları elde edebilirsiniz.

mSpy yazılımını denemek isteyenler, cep telefonu takip etme programı indir bedava sayfasına ziyarette bulunabilir. Telefon-takip.com adresi üzerinde ziyaretçilere mSpy telefon takip programı hakkında çok çarpıcı bilgiler sunulmuştur. Site üzerinden hem telefon takip programlarını yakından tanıyabilecek hem de bu programları tek tuşla satın alabileceksiniz.

Mayıs 20th, 2017

Pomem hazırlık kursu mu aramıştınız?


Pomem hazırlık kursu mu aramıştınız?

Bugün polis adaylarını çok yakından ilgilendiren bir site tavsiye edeceğim. Bu sitenin ismi, pomemkurslari.com şeklindedir. Site vasıtasıyla, sizi pomem’e hazırlayacak kurslar ile iletişim kurma şansı bulabileceksiniz.

Pomem hazırlık kursu arayanlar, pomemkurslari.com adlı web sitesine gönül rahatlığı ile girebilir. Sitede birbirinden başarılı pomem kursları ziyaretçilere takdim edilmiştir.

Pomemkurslari.com isimli web adresi sayesinde, sadece pomem kurslarını tanımakla kalmayacak, aynı zamanda en güncel pmyo ve pomem haberlerini de keyifle okuma fırsatı elde edebileceksiniz. Site ziyaretçileri burada çok sayıda parkur videosunu da izleyebilir.

Polis adayları, pomemkurslari.com adlı web sitesinde işlerine yarayacak pek çok içeriği bir arada bulabilecektir. Polis olma hayali kuran herkesi bu siteye davet ediyoruz.

Mayıs 13th, 2017

Kader Alnımıza Yazılanlar mı? Yaşadıklarımız mı?


Kader Alnımıza Yazılanlar mı? Yaşadıklarımız mı?

Kader dedik geçtik aslında kendi yaptıklarımıza, çoğu zaman da isyan ettik. Bize iyi davrandığında kabullendik ama bize yanlış yaptığında çoğu zaman isyan seviyelerine sevk ettik kendimizi… Bizim kader dediğimiz aslında bizim geçmişte yaşadıklarımız. Bunların olacağını biz önceden bilmiyoruz, geleceğimizi tayin etmek elimizde değil gibi görürüz kaderi. Kaderin aslı geleceğimizin bilinmesidir. Bizim bundan sonra ne yapacağımız, nasıl olacağımız, nasıl yaşayacağımız bunların hepsinin Yüce Allah tarafından önceden bilinmesidir. Bizim kader olarak yorumladığımız şeyler aslında kendi yaşamış olduklarımız.

Geçmişte yaşadıklarına, yaşamış olduklarına kader diyorsun gerçek anlamda kader nedir sence? Kader bizim gelecekte yapacak olduklarımızın önceden bilinmesi ve bizim onu yaşadığımızda gerçekleşmesi olarak açıklanabilir. Yani kader dediğin kendi yaptıkların ve gelecekte kendinin yapacağı işlerdir. Gelecekte yapacak olduğumuz şeylerin istediğimiz gibi olmasını isteriz bazen hayaller kurarız. İsteklerimizde ve hayallerimizde genellikle iyi olan ve güzel olan şeylerin olmasını isteriz. Bu da çoğu zaman gerçekleşmez. Hayatta sıkıntılar, üzüntüler olmasaydı kendi deyişimizle kötü kader olmasaydı iyi ve güzel olan şeylere iyi veya güzel diyebilme şansımız olacakmıydı? Bir şeye güzel veya iyi diyebilmek için onun mutlaka bir zıttı olması gereklidir. Yaşantımızda her şey hep kötü olsa iyi ve güzel diye bir şey olmasaydı o zaman kötü diye bir kavram olacakmıydı. Yada tam tersi her şey iyi ve güzel olsaydı kötü diye bir şey olmasaydı o zaman iyi olanın farkında olabilecek miydik?

Senin kader diyerek karşı çıktığın isyan ettiğin kendi yaptıklarının karşılığıdır. Allah bizi elinde oyuncak olarak değil aklı ve iradesi olan kullar olarak yaratmıştır. Yoksa (hâşâ) çok adil olduğunda şüphe bulunmayan Yüce Allah’ın ben seni dünyaya gönderdim şunları şunları yap sonra cennetime veya cehennemime gir dediğini ve onun belirlediği kadere mi isyan ediyoruz. Kahpe kader… Kötü kader… diyerek. Bazı ayetlerde “Allah kötülükle emretmez”, “Allah kulları için küfre razı olmaz” buyrulmaktadır. Allah git sen şöyle ol, isyankâr ol, ateist ol diye hiçbir kuluna emretmeyeceği için bunu dilemesi de onun Adil sıfatına da uygun olmaz. Her insanın yapmış olduğu işlemiş olduğu iyi ve kötü şeyler kendi iradesinin sonucudur. Biz kendimiz için kendimize ne kadar şefkatliyiz ya da ne kadar şefkatli olabiliriz. Kaderimiz tümüyle yaratanın elinde olsaydı O, bize bizden daha şefkatli olmayacak mıydı bunda bir şüphe olabilirmiydi peki… Her kitap sonuçta yazılmıştır sayfalarını okumadıkça bir sonraki sayfada ne yazdığını bilemeyeceksin ama o kitap sonuçta yazılmıştır.

Sende çok iyi biliyorsun ki elde ettiğin her şey senin kendi iradenin sonucunda yaptıklarının karşılığıdır. Kaderi kendi tanımınla geçmişte yaşadıkların olarak görüyorsun. Geçmişe dönüp bunları düzeltmek mümkün değil bunlarla beraber yaşamakta çözüm olmuyor. İleride yaşayacağın kaderin ne olduğunu da bilmiyorsun iyi mi kötümü. Sen ne istersen nasıl istersen o şekilde olur. Mademki bilmiyorsun göremiyorsun hatta tahmin bile edemiyorsun o zaman sen iyi olmasını istiyorsan iyi olması için çaba sarf et o zaman iyi olduğunu göreceksin. Bazen kötü şeylerde istenmeyen şeylerde olacak ki o zaman iyi olanın farkında olabilesin. Sen çalıştın da karşılığını başkası mı aldı, ne için çalıştın da faydasını veya zararını görmedin.

Mayıs 4th, 2017

Gaflet Tehlikesi


Gaflet Tehlikesi

Allah’ın açıkça bildirdiği emir ve yasaklara rağmen insanların ilgisiz ve duyarsız yaşamalarına “gaflet” denir. “Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.” (Rum Suresi, 7) ayetinde bildirildiği gibi, insanların çoğu dünya hayatının dışta görünen kısmına aldanıp ahiretten gafil bir şekilde hayat sürerler.

Allah’ın varlık delilleri tüm kainatı kaplamıştır. Gözünüzü çevirdiğiniz her noktada Allah’ın yaratma sanatına şahit olabilirsiniz. Ancak Rabbimizin, “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yusuf Suresi – 105) ayetinde bildirdiği gibi insanların çoğu dünya telaşı ile “yuvarlanıp giderken”, çevrelerindeki iman hakikatlerinin farkına varamadan, üzerinden yürüyüp geçerler.

Bu delillere şahit olmak için insanın çok uzaklara bakmasına gerek yoktur. Kişi kendi bedenini dahi düşünse Allah’ın varlığını hatırlayabilir. Tek bir hücrenin çoğalmasından meydana gelen, şu anda da yaklaşık 100 trilyon hücreden oluşan, simetrik ve estetik bir görünüme sahip, siz hiç farkında değilken içinde peş peşe yüzlerce kusursuz ve karmaşık işlemin meydana geldiği bedeniniz, doğduğunuz günden beri görevlerini hiç aksatmadan yerine getirir. İnsan, bedenindeki bu harika sistemin nasıl çalıştığını bir an düşünse, ne kadar aciz bir varlık olduğunu ve bedenindeki bu sistemi yaratan ve görevlerini ilham edenin Allah olduğunu kavrayabilir. Düşünmek, insanı gaflet uykusundan uyandırabilecek en önemli ibadetlerdendir. Ancak “…Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?” (Hakka Suresi – 42) ayetinden de anladığımız gibi, insanlar az düşünür ve az öğüt alırlar. İnsanın az düşünmesine ve kendisini yaratanı unutmasına tek sebep de, şeytandır. “…Onu hatırlamamı Şeytan’dan başkası bana unutturmadı…” (Kehf Suresi – 63)

İnsanlar, yolunda giden konular üzerinde düşünmek için mesai harcamazlar. Örneğin sağlıklı bir kişi, bedenindeki sistemin nasıl bu kadar uyumlu işlediğini, kalbinin nasıl olup da hiç aksamadan yıllardır attığını, uykusunda geçirdiği şuursuz anlarda nefes almaya nasıl devam edebildiğini asla düşünmez. Oysa insan, tüm organların işlevini kendisinin kontrol etmek zorunda olduğunu düşünürse, ne büyük bir lütufla karşı karşıya olduğunu anlar. Nefes alma eylemini kendinizin gerçekleştirdiğini hayal edin. Böyle bir durumda olsanız, başka hiçbir işle uğraşamazdınız. Çünkü yaşamak için sürekli nefes alıp vermeniz gerekirdi. Uyku ihtiyacınızı asla gideremezdiniz. Çünkü uykuda geçirdiğiniz şuursuz anlarda nefes alıp vermeyi hatırlamanız imkansız olurdu. Aynı şekilde kanı temizleyen, temizlenen kanı tekrar vücuda gönderip geride kalan atıkları ise vücuttan atan böbrekler, işlevini yerine getiremeyip diyaliz makinelerine bağlandığımız zaman aklımıza gelen bir başka organımızdır. Bu örnekler saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Allah’ın kullarına merhametini ve lütfünü gösteren bu deliller, insanın üzerinde düşünüp, şükrünü artırması ve kul olması için birer vesiledir.

Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakının ve (sizi) O’na (yaklaştıracak) vesile arayın; O’nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi – 35)

Çoğu insanın yaşama amacı evlenmek, çocuk sahibi olmak, kariyer, para ve benzeri dünya nimetleri çevresinde şekillenir. Elbette bunları istemek veya sahip olmak yanlış değildir. Yanlış olan, bütün bunları yaşama amacı olarak belirlemektir. Oysa Rabbimizin “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi – 56) ayeti gereği, hayattaki tek amacımız Allah’a kul olmak olmalıdır. Yukarıda saydığımız konuları da Allah’a yakınlaşmak için araç olarak görmemiz ve yaşamımızı bu yönde şekillendirmemiz gerekir. Aksi halde insan, çevresindeki toplumsal ve siyasi tüm gelişmelerden habersiz, hayatı yalnızca oyun ve oyuncaklarından ibaret küçük bir çocuğun dünyasından farksız bir hayat yaşar.

Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır’. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (Ankebut Suresi – 64)

Pek çok insan, ilk bakışta anlaşılmasa da şuur olarak bir çocuktan farklı değildir. İnsanın bu şuursuz hali, Allah’ın ve ahiretin varlığını, kendisinin yaratılış amacını, ölümün mutlaka gerçekleşecek kesin bir gerçek olduğunu, öldükten sonra her yaptığının hesabını Allah’a muhakkak vereceği gerçeğini kavraması ile giderilebilir.
Çevrenizde, ahiretlerine hiçbir fayda sağlamayan pek çok işe fırsat bulurken, vakti olmadığı için namaz kılamadığını, Kuran okuyamadığını söyleyen onlarca insana rastlamışsınızdır. Kuran okumaya vakitleri yoktur ancak magazin ve güncel haberleri okumaya her gün mutlaka fırsat bulurlar. İbadet etmeye vakitleri yoktur ancak arkadaş toplantılarında saatlerce boşa vakit geçirebilirler. Bu samimiyetsiz durumun tek nedeni bu kişilerin, Allah’ın varlığını ve büyüklüğünü hakkıyla takdir edememeleri ve gaflet içinde oyalanıp durmalarıdır.

Onlar, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac Suresi -74)
İnsanın içinde olup da fark edemediği gaflet halini bir örnekle anlatalım: İbadete vakit bulamadığını söyleyen kişilere, gün içinde yapmaları gereken bütün işlerine hiç aksatmadan devam etmelerini, ancak her gün, alacakları on trilyon karşılığında yarım saat ayırmaları gerektiğini söyleseniz, elbette hiç kimse zamanım yok diyerek bu teklifi geri çevirmeyecektir. Bu noktada doğal olarak insanın aklına şu soru gelir: On trilyon, Allah rızasından ve cennetten daha mı kıymetli?

Allah, insanların gafletten uyanması ve Kendisine yönelmesi için, pek çok ortam yaratır. Sıkıntı, zorluk ve hastalıklar da bunlardandır. Kuran’da bir ayette, “Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar” (Tevbe Suresi, 126) şeklinde buyrulmaktadır. Bu tür sıkıntılı anlar, insanlar için gaflette olduklarını fark etmelerini sağlayacak büyük birer fırsattır.

Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. (Zümer Suresi – 54)

Allah insanlara, ahirette sorumlu tutulacakları bir kitap göndermiştir. Bu kitabın içinde yazılanlara uyup uymadıklarından sorgulanacaklarını ve sonuca göre de cennet ya da cehenneme gireceklerini bildirmiştir. Bu bilgiyi kendilerine hatırlatan kişilerin var olacağını ve Kuran ahlakı ile yaşamak için de ölene kadar süreleri olduğunu haber vermiştir. Kendisine tanınan sürenin dolacağı günden habersiz, gaflet içinde yaşayan insanlar, buna rağmen yine de sorumlu olduğu kitabın içinde neler yazdığını merak edip okumazlar. İyi insan olmanın yeterli olduğunu, kimsenin hakkına tecavüz etmediklerini, Allah’ın hiçbir sınırını gereği gibi gözetmedikleri halde, O’nun sevgili kulu olduklarını iddia ederek hiçbir çaba göstermeden cennete gireceklerini zannederler. Ancak kendilerini yeterli gördükleri için okumadıkları Kuran, onlara tam tersini haber verir:

İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: “Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım.” Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi – 37)
Ve şüphesiz o (Kur’an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi – 44)

Allah insanlara, cennette verecekleri konusunda sınır koymaz. Peki insanlar neden salih amel konusunda sınır koyarlar? Neden yapabileceklerinin en fazlasını değilde, birkaç amelle yetinirler? Unutmamak gerekir ki salih amele Allah’ın değil biz kulların ihtiyacı vardır ve insanlar ölümcül bir hastalığa yakanlanmış psikolojisi ile Allah’a her zaman yakın olmalıdırlar. Gaflet perdesi ancak bu şekilde kalkabilir. İşte o zaman insanın ne yüzüne sürdüğü kremin önemi kalır, ne kariyerinin ne de hangi takımın şampiyon olduğunun.
Ey insanlar, siz Allah’a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi -15)

Mayıs 4th, 2017

Kur’ân’ı Rehber Edinmenin Önemi


Kur’ân’ı Rehber Edinmenin Önemi

Allah, Kuran-ı Kerim’i insanlara açıklayıcı bir rehber olarak göndermiş ve onda insanlar için en kolay ve en güzel yaşam tarzını bildirmiştir. Allah’ın razı olacağı tüm ahlak özellikleri ve iman edenlerin yapmaları gereken her şey, tüm detayları ile Kuran’da tarif edilmiştir.

Ey insanlar Rabbinizden size ‘kesin bir kanıt (burhan)’ geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. (Nisa Suresi – 174)

Rabbimizden gelen kesin ve apaçık Kuran’ı başucu kitabı edinmek, her Müslüman’ın acil olarak yapması gereken en önemli konudur. Kuran, her yaşta ve eğitimdeki her insanın anlayabileceği kadar açık ve hikmetli bir kitaptır. Kuran’ı anlamak için yüksek bir zeka ve yeteneğe değil, samimi bir niyete ve ihlasa sahip olmak yeterlidir. Allah’ın hidayet bahşettiği derin iman sahibi olan herkes Kuran’ı okuduğunda, göstermesi gereken ahlak özelliklerini rahatlıkla anlayabilir.

Andolsun, bu Kuran’da insanlar için biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk… (Kehf Suresi -54)

“Apaçık Kitab’a andolsun;” (Zuhruf Suresi – 2) ayetinden de anladığımız gibi Kuran, anlaşılması zor, karmaşık bir kitap değildir ve “Bu (Kuran) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.” (Al-i İmran Suresi – 138)

Ancak yalnızca Allah’tan korkup sakınan ve O’na gönülden, katıksız olarak bağlananlar ile ahireti dünya hayatına tercih eden samimi kullar Kuran’dan öğüt alır ve düşünürler. Rabbimiz bir ayetinde Kuran’ı indirme sebebini şu şekilde açıklamıştır:

Biz sana bu Kuran’ı güçlük çekmen için indirmedik, içi titreyerek korku duyanlara ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik). (Taha Suresi – 2,3)

Kuran, iman eden insanların tüm hayatını şekillendiren bir başucu kitabı olmalıdır. İnsan uyandığı anda, o günü kendisine bahşeden Rabbine şükretmeli ve gününü Allah’a adayarak Kuran’da bildirilen güzel ahlak özelliklerinin tümünü üzerinde taşımak için çaba sarf etmelidir.

Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka ilah yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir. (Enam Suresi – 106)

Peygamberimiz efendimiz kavmine, başvurulması gereken tek kaynağın Kuran olduğunu söylemiş ve bir hadis-i şerifinde Müslümanlara şu öğütlerde bulunmuştur:

“Kuran’a sımsıkı bağlı olunuz ve Onu kılavuz ve rehber edinin. Zira O, Alemlerin Rabbi’nin kelamıdır. Ondandır ve O’na döner. (Sizi de Ona çeker.)” (Ramuz El-Ehadis, 2. cilt, s. 317, no. 10)

Kuran’ı rehber edinmek, insanı batıla inanıp Hak’tan uzaklaşmaktan korur.

… İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kuran… (Bakara Suresi – 185)

Kuran ahlakı ile yaşamak insanı pek çok dünyevi sıkıntıdan kurtarır. Allah’ın gücünün farkında olmak ve O’na sığınmak iman eden kullar için büyük bir lükstür. Zira Kuran ayetlerinden haberdar olan insanlar, “Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. ( İnşirah Suresi – 6) ayeti gereği, Allah’ın vaadinin hak olduğuna tam teslim olurlar ve karşılaştıkları olumsuz olaylarda, arkasından gelecek olan kolaylığı sabırla bekler ve sonunda şifa bulurlar.

Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (Yunus Suresi – 57)
Bu konuda Kuran’da yer alan diğer ayet ise şöyledir:
Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. (İsra Suresi -82)

Pek çok insan, Kuran ayetlerini yaşamanın dünya ve ahirette sağlayacağı faydalardan habersizdirler. Günlük belirli ibadetlerini yerine getirip, sadece bu anlarda Allah’ı, ölümü ve ahireti düşünür, sonra günlük işlerine dalarak tüm bu gerçeklerden uzaklaşırlar. Ölümü kendilerinden çok uzakta gördükleri ve ahirette alacakları karşılığı düşünmedikleri için Allah rızasını kazanmak konusunda yeterince şevk ve heyecan hissetmezler. Allah’ın Kuran’da kendilerinden ne istediğini akıllarına dahi getirmezler. Merak edip okumadıkları gibi saygı gereği süslü kılıflara koyup yüksekçe bir yere asarlar. Bir ayette bu gerçek şöyle hatırlatılmıştır:

Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.” (Furkan Suresi – 30)

Oysa pek çok insan, sevdiğinden aldığı mesajı okumadan bir gün dahi geçiremezken, sevgimizi yöneltmemiz gereken tek yüce varlık olan Allah’ın göndermiş olduğu mesajı okumadan bir ömür geçirirler.

İşte bu (Kur’an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O’nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi -52)

Allah, Kuran vasıtasıyla bize Kendisini tanıtır; yerin, göğün ve ikisi arasındakilerin Rabbi olduğunu, zamandan, mekandan ve tüm eksikliklerden münezzeh olduğunu, sinelerin özünde saklı olanı bildiğini, her şeyden haberdar olduğunu bize ayetlerle açıklar.

Pek çok insan hayran olduğu sanatçılar hakkında çok detaylı bilgiye sahipken, kendilerini yaratan büyük gücü tanımadan koskoca bir hayatı tüketirler. Bu da ahirete olan inançlarındaki zayıflıktan kaynaklanır. Şeytan, Allah’ın dosdoğru yolunda pusu kurup insanları Kuran’dan uzaklaştırmak için and içmiştir. Mümin kullar dışında insanların çoğu, şeytanın bu tuzağına düşmüş ve asıl amaçlarından saparak, ahiret için değil, sadece dünyevi zevk ve çıkarları için yaşar hale gelmişlerdir.

Bu konuyu bir örnekle açıklamak daha faydalı olabilir. Üniversite sınavı, pek çok insanın hayatında büyük önem taşır. Senelerce bu sınav için ciddi bir çaba göstererek hazırlanır ve sınav günü geldiğinde 3 saat içinde vereceğimiz cevaplarla, gelecekteki hayatımızı büyük oranda şekillendirmiş oluruz. Sınava hazırlanırken, sınav soruları ile alakalı kitaplar okuyup hedeflediğimiz okulu kazanmak için gerekli tüm çabayı sarf ederiz. Bizi hedefe ulaştırmayan kitaplarla zaman kaybetmeyiz. Koyduğumuz hedef de çoğu zaman, gelecekteki hayatımızda bize rahat bir yaşam sağlayacak bir meslek üzerinde yoğunlaşır. Sınav anında ise sorular dışında başka hiçbir konu ile uğraşmayız. Çünkü biliriz ki bize verilen süre her an bitebilir ve bizi hedefimize ulaştıracak sayıda soru cevaplamazsak zor durumda kalabiliriz.

İşte dünya hayatı da böyle bir sınavdır. “İnsanlar, (sadece) “İman ettik” diyerek, sınanmadan bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebut Suresi – 2) ayeti gereği, dünya hayatında yaşadığımız sınavda da, ölümden sonraki sonsuz hayatta bize huzur ve mutluluk getirecek cennet mekanını hedefleyerek bu konuda ciddi bir çaba göstermeliyiz. Hedefimize ulaşmak için de Kuran’ı rehber edinmeliyiz. Sınavda olduğumuzun farkında olursak, kaybedecek zamanımız olmadığını da anlamış oluruz. Ölüm ile sona erecek sınavda hedefin dışında konularla ilgilenmenin, tartımızın hafif kalmasına ve sınavı kaybetmemize neden olacağının da bilincinde olmalıyız. Bu nedenle vakit varken vicdan sahibi insanlar tevbe etmeli, Kuran ahlakı ile yaşamayı ve bu ahlakı yaygınlaştırmayı kendisine görev edinmelidir. Unutmamak gerekir ki “…Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır.” (Hac Suresi -40)

Mayıs 4th, 2017

Kur’ân’ı Okumak


Kur’ân’ı Okumak

Allah’ın emirlerini öğrenebileceğimiz tek kaynak olan Kuran’ı Kerim 1400 yıl önce peygamber efendimize vahyedilmiştir. İslamiyetin temellerinin anlatıldığı Kutsal Kitabımız Kuran, bugün insanlar tarafından titizlikle korunan, saygı duyulan ancak okunmayan bir kitap olarak raflarda ya da duvarlarda asılı halde korunmaktadır. Oysa Kuran bizlere öğüt almamız, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını öğrenmemiz için indirilmiş bir rehberdir.

‘Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?’ (Kamer Suresi, 17)

Günümüzde insanların çoğu dinimiz hakkındaki bilgileri Kuran’la örtüşmeyen kaynaklardan öğrenmekte, bu da yanlış ve hurafelerle dolu din bilgisinin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Oysa Allah’ın emir ve yasakları Kuran’da açıkça bildirilmiştir. Kuran’la örtüşmeyen hatta tamamen tezat bilgilerden oluşan Kuran dışındaki kaynaklardan dini öğrenmek son derece sakıncalı bir durumdur.

‘Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler.’ (Nahl Suresi, 116)

‘Biz sana bu Kur’an’ı güçlük çekmen için indirmedik.’ (Taha Suresi, 2) ayetinden de anlaşıldığı gibi, Kuran insanların güçlük çekmeleri için indirilmemiştir. Rabbimiz; ‘Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez.'(Bakara Suresi,185) ve seni kolay olanda başarılı kılacağız.(A’la Suresi, 8) ayetleri ile kullarına olan merhametini ve seçip beğendiği dininin kolay olduğunu bildirmiştir.

Allah kolaylık dilerken insanlar, İslam dinini icra edilmesi zor ve karmaşık bir hale getirerek Kuran ahlakından uzak toplumların oluşmasına neden olmaktadırlar. Dine uzak olup tanımak ve yakınlaşmak isteyen insanlar için bu yanlış bilgiler ve hurafeler olumsuz bir etki yaratmakta ve dinimizin yanlış bir şekilde anlaşılmasına sebep olmaktadır.

Bütün bunların dışında en önemlisi Allah’ın ayetlerinin yerine başka kaynakları önde tutmak ve onları uygulamak insanı şirke götüren büyük bir tehlikedir. ‘Gerçekten, Allah, Kendisi’ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.’ (Nisa Suresi, 48)

Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’in: ‘Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar.’ (Furkan Suresi, 30) sözünden, Kuran’ın okunması gerektiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ‘Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum.’ (Ahkaf Suresi, 9) diyerek Allah’ın emirlerinin dışında bir şeye uymadığını anlıyoruz. Bu durumda bizlerin de sevgili peygamberimizi örnek almamız ve sadece vahyedilene uymamız gerektiği çok açıktır.

Dünya hayatına karşılık ahireti umanlar için ‘O (Kur’an), alemlere bir ‘öğüt ve hatırlatmadan’ başkası değildir.” (En’am Suresi, 90) Ve (Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır. (Sad Suresi, 29) ayetiyle de anlaşılacağı gibi Kuran, kenara kaldırılmak ve unutmak için değil, okumak ve öğüt almak için indirilmiş mübarek bir kitaptır.

Mayıs 4th, 2017