Din nasihattır, samimiyettir
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu.
“Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk.
O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu.
“Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk.
O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.
Karabük Fuar ve Etkinlikler!
Karabük ilinde gerçekleşecek olan tüm fuar ve etkinlikler hakkında ayrıntılı ve hızlı bilgi sahibi olmak ister misiniz? O halde http://www.karabukmerkez.com sitesini takip etmenizi ve bu konuda sizlere ışık hızında bilgi sunan editör kadrosunun kalitesinden faydalanmanızı öneriyoruz! Bilindiği gibi son dönemlerde bölgesel olarak çok fazla faaliyet içerisinde olan Karabük, fuar ve etkinlikler için de öncü bir tavır takınmakta ve kitleleri bünyesinde ağırlamaktadır.
Bu aşamada da doğru bilgi edinebilmenin yanı sıra, sizlerin fuarlar hakkında bilgi alarak katılım gösterebileceği bir alan oluşturduk ve Karabük haber sitemiz üzerinden yayınlama şansı bulduk! İşinizi ilgilendiren ve buna benzer olarak pek çok etkinlikten kendinize fayda çıkarabileceğiniz gibi, bölgede yer alan bu tür organizasyonların tamamı konusunda aydınlatıcı bilgiler sunmayı da ihmal etmemekteyiz!
Allahü Teala’ya iman
İmanın birinci şartı, Allah’a imandır. Amentü’deki, (billahi) ifadesi, Allahü teâlânın varlığına, birliğine inanmayı, iman etmeyi bildirmektedir.
Her şeyi yaratan Allahü teâlâdır. Yerde ve göklerde bulunan bütün varlıkları, maddeleri, cisimleri, özellikleri, olayları, kuvvetleri, kanunları, bağlantıları yaratan, yalnız Odur. Ondan başka yaratıcı yoktur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Her şeyi yaratan Allah’tır.) [Zümer 62]
(Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]
(Her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah’tır.) [Mümin 62]
(Allah her şeyin yaratıcısıdır. O birdir.) [Rad 16]
(Her şeyi O yaratmıştır.) [Enam 101]
(Yaratmak Ona mahsustur.) [Araf 54]
Allahü teâlâ birdir, Ondan başka ilah yoktur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İlahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur.) [Bekara 163]
(Allah’tan başka ilah yoktur.) [Bekara 255, Al-i İmran 2, Nisa 87, Taha 8, Tegabün 13]
(Ondan başka ilah yoktur.) [A.İmran 6,18, Enam 102, Tevbe 31, Hud 14, Rad 30, Müminun 116, Kasas 88, Fatır 3, Zümer 6, Mümin 3,62,65, Müzzemmil 9]
(Tanrı üçtür demeyin! Allah, ancak bir tek ilahtır.) [Nisa 171]
Haccın vacipleri
1- Tavafa hacer-i esved veya hizasından başlamak.
2- İhram yasaklarına uymak.
3- Tavafı yürüyerek yapmak.
4- Arefe günü, akşam ve yatsı namazlarını yatsı vakti girdikten sonra Müzdelife’de cem-i tehir ile kılmak. Hanefi mezhebinde vaciptir.
5- Umre sa’yinin, umre tavafından sonra, henüz tıraş olmadan, ihramlı olarak yapılması vaciptir.
6- Şeytan taşlama, kurban kesme, saç tıraşı vacip olup ayrıca bu sıraya riayet de vaciptir.
7- Tavafı kudumden sonra ve hac ayları içinde olmak şartı ile, Safâ ile Merve tepeleri arasında, yedi kere sa’y etmek, yani, usulü ile yürümek. Tavafsız sa’y sahih olmaz.
8- Arafat’tan dönüşte, Müzdelife de vakfeye durmak.
9- Minâ’da şeytan taşlamak, yani üç gün, temiz taş veya teyemmüm caiz olan şey atmak.
10- İhramdan çıkmadan önce, başın en az dörtte birini ustura ile tıraş ettirmek veya en az üç santim, kendisi veya başkası kırkmak. Berber veya ustura bulamamak özür sayılmaz. Saçsız olan veya başı yaralı olan da usturayı değmeden baştan geçirir. Kadın, saçını tıraş etmez. Makasla biraz keser.
11- Afaki yani Mikât denilen yerlerden daha uzak memleketlerin hacıları, Mekke’den son ayrılacağı gün, tavaf-ı sadr yani tavaf-ı veda yapmak. Hayzlı kadına bu vacip değildir.
12- Arafat’ta, güneş battıktan sonra da, biraz kalmak. Güneş batmadan önce, Arafat meydanından dışarı çıkanın kurban kesmesi lazım olur.
13- Tavafı ziyarette Kâbe-i muazzama etrafında dörtten sonra üç kere daha dönmek.
14- Tavafta abdestsiz veya cünüp olmamak.
15- Üzerindeki elbise temiz olmak.
16- Tavaf yaparken, Hatim denilen yerin dışından dolaşmak.
17- Tavafta Kâbe-i muazzama, sol tarafta kalmak.
18- Tavafı ziyareti, bayramın üçüncü gününün güneş batıncaya kadar yapmak.
19- Tavaf ederken avret yeri kapalı olmak (Kadın için çok mühimdir).
20- Safâ tepesi ile Merve arasında sa’y ederken, Safâ’dan başlamak.
21- Safâ tepesine çıkınca, Kâbe’ye dönüp, tekbir, tehlil ve salâvat getirmek ve dua etmek. Sonra, Merve’ye doğru yürümek. Safâ’dan Merve’ye dört, Merve’den Safâ’ya 3 kere gidilir.
22- Her tavaftan sonra, Mescid-i haram içinde iki rekat namaz kılmak.
23- Şeytan taşlamasını bayram günlerinde yapmak.
24- Tıraşı, bayramın birinci günü ve Harem hududu içinde yapmak.
25- Sa’yı yürüyerek yapmaktır. (İki yeşil direk arasında erkek hızlı, kadın yavaş gider.)
26- Kıran ve temettü hac yapan, şükür kurbanı kesmek.
27- Kurbanı, bayramın birinci günü kesmek.
28- Cima gibi yasak olan şeyler, Arafat’ta durmadan önce yapılırsa, haccı bozar. Bunları Arafat’tan önce yapmamak farzdır. Cimadan başkalarını, ihramdan çıkıncaya, cimaı tavaf-ı ziyareti yapıncaya kadar terk etmek vaciptir.
Bilerek veya bilmeyerek, bir vacibi vaktinde ve yerinde yapmayana ceza lazım olur.
Hastalık, ihtiyarlık veya kalabalık gibi bir özürle terk edince bir şey lazım gelmez. Bir vekile yaptırması lazım olmaz.
Hayzlı, nifaslı kadın Mescid-i harama giremez. Tavaftan başka nüsükleri yapar. Tavafı ziyareti temizlenince yapar.
Her günün nüsükü, sonraki gecesinde de yapılabilir.
Hacca gitmenin önemi nedir?
Dinimizin beşinci şartı hacdır. Yani gücü yetenin ömründe bir kere, Kâbe-i Muazzama’ya gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. İkinci ve daha sonra yapılan haclar nafile olur. Hac, ıstılahta, belli bir yeri, belli bir zamanda, belli şeyleri yaparak ziyaret etmek demektir. Bu belli şeylere Menâsik denir. Menâsikten herbirine Nüsük denir. Nüsük, ibadet demektir.
Gücü yetenin, ömründe bir kere, Kâbe’ye gidip, oraya mahsus ibadetleri yapması farzdır. Daha sonra yapılan haclar, nafile olur. Farz olan hacca gitmeye çalışmalı! Bir kere farz olan haccı yapmak, 20 kere Allah yolunda savaşmaktan daha sevabdır. Hadis-i şerifte, (Hac, suyun kirleri temizlediği gibi, günahları yok eder) buyuruldu. (Taberani)
Kabul olan hac, namaz, oruç ve zekât borçlarının affına sebep olmaz. Bunları geciktirme günahlarının affına sebep olur. Kul borçları verilmedikçe veya helallaşılmadıkça ödenmiş olmaz. Kul ve Hak borçlarından başka günahlar affedilir. Hadis-i şerifte (Arafat’ta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur) buyuruldu. (Hatib)
Ramazan ayının önemi nedir?
Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah efendimiz, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.
Müslümanın cenazesi olunca ne yapmalı?
Taziye etmeli, yani sabretmesini söylemeli ve cenazesinin hizmetine koşmalıdır.
Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Müslümanın, müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamını almak, hastalanınca ziyaret etmek, cenazesine gitmek, davetine icabet etmek, aksırıp da elhamdülillah dediği zaman, yerhamükallah demektir.) [Müslim]
Cenaze sahiplerinden büyük, küçük erkeklere ve yaşlı kadınlara rast gelince, taziye etmek, yani, başın sağ olsun demek gibi, sabır tavsiye etmek müstehaptır. Taziye için, (Azamallahü ecrek ve ahsene azaek ve gafere limeyyitik) denir ki, (Allahü teâlâ, sevabını, dereceni arttırsın ve güzel sabretmeni nasip eylesin ve meyyitinin [ölünün] günahlarını af eylesin) demektir.
Musibete uğrayanı teselli etmelidir. Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çocuğu ölen kimseyi teselli edene Cennet hırkası verilir. Musibete uğrayanı teselli eden, onun sevabı kadar sevap kazanır.) [Tirmizi]