Filmleri indirmeden İzle


Filmleri indirmeden İzle

hd film izle altyazılı olarak izlemek ve herhangi bir indirme işlemine tabii tutulmak istemiyorsanız en doğru yerdesiniz! Sizlere bugüne kadar her daim online olarak film izleme şansı sunan web kadromuz, genel anlamda indirmeden film izlemek isteyenlere özel olarak web sitesi üzerinden tamamen HD olmak koşulu ile filmleri sundu ve tanıttı. Pek çok kişi tarafından ilgi gören bu film türleri ise her geçen gün daha fazla online kullanıcı sayısına ulaştı ve izlendi.

Amacımız ise siz değerli kullanıcıların kaliteli filmler izlemesinin yanı sıra, altyazılıya alternatif olması açısından türkçe dublaj film izle seçeneğinin de tanıtılmasıdır. Böylelikle hem film izlemek daha iyi oluyor, hem de 2 farklı alternatif seçeneği ile seçim tamamen sizlere bırakılıyor.

Ağustos 15th, 2015

Günümüzde Böbrek Nakli


Günümüzde Böbrek Nakli

Böbreklerimiz, vücudumuzun en önemli organları arasında yer almaktadır. Kanın temizlenmesinde, hormon üretiminde, su ve tuz dengesinin sağlanmasında böbreklerimiz aralıksız olarak çalışmaktadır. Birçok sebepten dolayı kişilerin böbreklerinde sorunlar yaşanabilir. Bu sorunların ortaya çıkardığı problemlere göre çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Ancak en kesin sonuç veren tedavi yöntemi böbrek nakli olarak gösterilmektedir.

böbrek nakli işlemlerinde kişilere, kendilerine uygun başka bir böbrek nakil edilerek böbrek yetmezliği problemi ortadan kaldırılır. Böbreklerin nakil işlemi sonrasında uzun süre sorunsuz bir şekilde çalışma oranı geçmiş senelerde düşük olsa da günümüzde böbrek nakli sonrasında oldukça yüksek oranda uyum sağlama ihtimali bulunmaktadır.

Ağustos 13th, 2015

İstiğfar ne demektir?


İstiğfar ne demektir?

Sual: Bir hadis-i şerifte, (Ölmüş ana babanız için, istiğfar edin) buyuruluyor. Onlar için (Estağfirullah) mı diyeceğiz?
CEVAP
İstiğfar, af dilemek, günahların affedilmesini istemek demektir. Estağfirullah, (Ya Rabbî, beni affet!) demektir. Hadis-i şerifteki, (İstiğfar edin!) demek, (Ana babanın günahlarının affedilmesi için, gerekli hayır hasenatı yapın, onlar için dua edin!) demektir. Yani dua etmek, Kur’an okumak, sadaka vermek ve çeşitli hayırlar yapmak, ölü için birer istiğfardır.

Ağustos 9th, 2015

Dua iki türlüdür


Dua iki türlüdür

Sual: Sebeplere yapışmadan dua etmek uygun mudur?
CEVAP
İstenilen şeyin sebeplerine de yapışmak gerekir. Dua, iki türlüdür:
1- Lafzî dua: Allahü teâlâdan lafızla yani sözle istemektir. Bu duanın kabul olması için şartlar vardır. Bu şartlar, dua edenin Müslüman olması, ihlâs sahibi olması, namazlarına devam etmesi, fâsık olmaması, üzerinde kul hakkı bulunmaması gibi hususlardır.

2- Fiilî dua: İstenilen şeyin sebebine yapışmaktır. Allahü teâlâ, her şeyi, bir sebeple yaratmaktadır. Allahü teâlâdan bir şey isteyenin, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapması lazımdır. Mesela, bir yeri ağrıyanın, ağrı kesici bir ilaç kullanması lazımdır. Bu ilacı kullanması, fiilî dua etmek olur. Fiilî duanın kabul olması için, sebebin tesirinin kesin olması, iyi bilinmesi lazımdır.

Müslümanın, iyi ve caiz olan şeylerin sebeplerini bilip, dua için, bu sebepleri yapması lazımdır. Bu sebepler yapılınca, Allahü teâlâ, istenilen şeyi yaratır, çünkü sebepleri yapılan şeyi yaratması âdetidir. Aç olanın bir şey yemesi, fiilî sebebe yapışmak, fiilî dua etmek olur. (Ey Oğul İlmihali)

Ağustos 9th, 2015

Dualarda elleri açmak


Dualarda elleri açmak

Sual: (Namaz içinde, tavafta ve yatarken edilen dualarda kollar kaldırılmaz ve eller yüze sürülmez) deniyor. Namaz haricinde, dua ederken elleri açmamak ve yüze sürmemek mi gerekiyor?
CEVAP
Sadece bildirilen yerlerde, eller açılmaz. Onların haricinde dua ederken eller açılır, duadan sonra eller yüze sürülür. Birkaç örnek verelim:
Resulullah efendimiz, Medine’de, minberde hutbe okurken, ellerini kaldırıp, dua ederdi. (Mir’at-i kâinat)

Yatalak hasta bir nine, Hazret-i Ömer’in vefat haberini alınca, hemen ellerini açıp, (Yâ ilâhel âlemin! Ben o hastalığı, ihtiyaçlarımı bizzat karşılayan Ömer’in yardımıyla çekerdim. Ömer gitmiş. Benim de ruhumu al, ben Ömer’siz yaşayamam) diye dua etti. Duası kabul olup, vefat etti. (M. Ç. Güzin)

Bir gün gazada, yiyecek bitti, asker sıkıntı içerisindeyken, Resul-i ekrem, (Allahü teâlâ size, güneş batmadan rızık gönderecektir) buyurdu. Hazret-i Osman, Resul-i ekremin her sözünün muhakkak doğru olduğunu bildiği için, yiyecek aramaya çalıştı. Bir yerde, dört deve yükü yiyecek buldu. Fiyatın yüksekliğine bakmadan satın alıp Resulullah’a hediye olarak getirdi. Resulullah’ın sözünün doğruluğu meydana çıkınca, müminler sevindi, münafıklar üzüldü. Server-i âlem mübarek ellerini açıp, (Ya Rabbi, Osman’a çok ecir ver!) diye dua etti. (İslam Tarihi Ans.)

Hazret-i Halid bin Velid, günahlarının affı için, dua etmesini isteyince, Resulullah efendimiz ellerini açarak, (Yâ Rabbi! Halid’in günahlarını bağışla!) diye dua etti.

Bir kimse, Hazret-i Ebu Bekir’den dua ister. O da, ellerini açıp, (Yâ Rabbi bir günahkâr kul, bir günahkâr kulundan dua istiyor. İkisinin de günahlarını affet!) diye dua eder.

Yağmur duası için, kıbleye dönülüp avuçlar semaya karşı açık olarak omuz hizasına kadar kaldırılıp ayakta dua edilir. Yalnız yağmur duasında eller omuzdan yukarı kaldırılır.

Bir şey istemek için yapılan dualarda, avuçlar göğe karşı açılır. Sadece hastalık, kıtlık ve düşmandan kurtulmak için yapılan dualarda, avuç içleri yere çevrilir. (Merakıl-felah şerhi)

Ağustos 9th, 2015

Mazlumun duâsı


Mazlumun duâsı

Namaz kişinin sığınağı, sıkıntıda olanların, en büyük yardımcısıdır. Çok önceleri, Horasan ilinin çok âdil bir valisi vardı. Adı, Abdullah bin Tahir. Bu valinin jandarmaları birgün bir kaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi… Getirilirken
hırsızlardan birisi kaçtı. Hadisenin olduğu sırada Hiratlı bir demirci de Nişabur’a gitmişti. Bir zaman sonra evine dönerken, yolu Horasan’dan geçiyordu… Kaçan hırsız olduğunu zannederek, yakaladılar bunu. Diğer hırsızlarla valinin huzuruna çıkardılar… Vâli:
– Hepsini hapsedin! dedi.
Bu suçu olmayan demirci, hapishanede, abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
“Yâ Rabbî! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!” diye duâ etti.
Bu mazlum demirci böyle yalvarırken, vali evinde uyuyordu. Uyurken dört kuvvetli kimsenin gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uyandı uykudan. Bu rü’yadan çok korktu. Hemen kalkıp, abdest aldı. Namaz kıldı iki rek’at. Tevbe istiğfar etip, tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Gündüz ki hırsızlar hatırına geldi. Acaba içlerinde suçsuz olanlar mı var?
Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
– Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?
Müdür dedi ki:
– Bunu bilemem efendim. Yalnız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor. Gözyaşları döküyor.
– Hemen o adamı buraya getiriniz!
Demirciyi vâlinin huzuruna getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı. Ve dedi ki:
– Sizden özür diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabûl et. Ayrıca herhangi bir arzun olunca bana gel!
Demirci cevaben ne dedi biliyor musunuz?
– Ben hakkımı helâl ettim… Verdiğiniz hediyeyi de kabûl ettim. Fakat, işimi dileğimi senden istemeğe gelemem.
– Niçin gelemezsiniz?
– Çünkü benim gibi bir fakir için senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çeviren sahibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı hiç? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Nice muradıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım. Rabbim, nihâyeti olmayan rahmet hazinesinin kapısın açmış, sonsuz ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın…
Tabiî ki, namazın insanı sıkıntıdan kurtarması için şartlarına uygun ve cenab-ı Hakka tam bir tevekkül içinde kılınması şarttır. Allaha tam bir teslimiyet sağınma şeklinde kılınmalıdır. Gerçekten, insan sıkıntıya düştüğünde hemen abdest almalı, namaz kılmalı. Kur’ân-ı kerîm okumalıdır. Tecrübeyle sabittir, böyle yapanların çok kerre, sıkıntılarının hafiflediği görülmüştür. Fakat, kılınan namazın şartlarına uygun olması lâzım.

Ağustos 9th, 2015

Herkese hayır duâ etmelidir


Herkese hayır duâ etmelidir

Ma’rûf-i Kerhî hazretleri, birgün talebeleriyle hurmalıkta oturuyordu. Bu esnada Dicle nehrinden bir kayık geliyordu. Kayıktaki birkaç genç, içip içip nârâlar atıyorlardı. Bu hoş olmayan manzara karşısında talebeleri dediler ki:
– Efendim, duâ edin de Allahü teâlâ bu kendini bilmezleri nehrinde boğsun, insanlar da böyle zararlı kimselerden kurtulsunlar.
Bunun üzerine kayıktakilere şöyle duâ etti:
– Yâ Rabbî! Sen bu kullarını dünyada neş’elendirdiğin gibi âhırette de neş’elendir.
Talebeler bu duâya bir ma’nâ veremediler. Kendisine sordular:
– Efendim, böyle duâ etmenizin hikmetini anlayamadık. İzâh eder misiniz?
– Bekleyiniz! Söylediklerimin sırrı şimdi ortaya çıkar.
Talebeler dikkatle kayıktakileri takip etmeye başladılar. Kayıktakiler, kıyıya çıkınca, Ma’rûf-i Kerhî hazretlerini gördüler. Birden ne yapacaklarını şaşırdılar. Daha o, kendilerine birşey söylemeden, ellerindeki sazı kırdılar, içkileri attılar. Huzûruna gelip tevbe ettiler.
Ma’rûf-i Kerhî hazretleri talebelerine dönüp buyurdu ki:
– Gördüğünüz gibi, herkesin istediği oldu. Ne onlar boğuldu, ne de kimse onlardan rahatsız oldu?

Ağustos 9th, 2015